TROYA

TROYA

Yazıyı Paylaş :

Roma mitolojisine kaynaklık etmiş olan Yunan mitolojisinde Anadolu’da geçen çok sayıda olay var. Tanrıların meşhur Olympos Dağı’ndan, bizde 10’dan fazla var. Bursa’daki Uludağ ve Antalya’daki Tahtalı akla ilk gelenlerden… Mitolojiyle başlayıp gerçeğe uzanan Troya Savaşı’nın hikayesi dünyada meşhur. Batıda her öğrenci güzel Helen’in sebep olduğu savaşın hikayesini okur ama yıllar süren bu savaşın geçtiği yerin Türkiye’de olduğunu bilmez!

Hadi gelin Homeros’un destanı içinde kaybolalım. İlion olarak da geçen Troya’nın kralı Priam’ın oğlu Paris doğduğunda, kahinler krala oğullarının şehre felaket getireceğini söylerler. Paris bebekken İda yani bugünkü adıyla Kaz Dağlarına bırakılır.

Ah Afrodit!

Mitolojiye göre dünyanın ilk güzellik yarışmasında üç tanrıçadan birini seçme görevi Baş Tanrı Zeus tarafından Paris’e verilir. Kendisine dünyanın en güzel kadını Helen’i teklif eden güzellik tanrıçası Afrodit, verdiği rüşvet sayesinde ödülün sahibi olur. Ve Sparta Kralı Menelaus’un karısı Helen kaçırılıp Troya’ya getirilir.

Bunun üzerine kral karısını ve şerefini kurtarmak için ordularıyla beraber Troya’ya yelken açar. Bu destanda, Yunan tarafında Agamemnon, Aşil, Odysseus, Patroklus ve Nestor; Troya tarafında ise Priam ve oğulları Paris ile Hektor vardır. On yıl süren savaşta iki taraf da bir sonuç elde edemez.

Hileli zafer

En sonunda Yunan tarafı bir hileye başvururlar, geri çekiliyormuş gibi yaparlar ve Troya’nın kapısına da tahta bir at bırakırlar. Zafer sarhoşluğuna, içkinin getirdiği sarhoşluk da eklenince Troya halkı gecenin ilerleyen saatlerinde sızıp kalır. Gerçek zaferse, şehrin içine alınan atta saklanan Yunanlı askerlerin olur.

Diğer bir teoriye göre denizlerin tanrısı Poseidon aynı zamanda depremleri yapacak gücün de sahibidir. Troya Savaşı’nın sürdüğü 10 sene sonunda bir depremde, Yunanlılar yıkılan şehir surlarından içeriye girince, Poseidon’a olan şükranlarını göstermek için anıtsal bir ahşap at heykeli dikerler.

9 şehir var

Troya tarih boyunca çok sayıda şehrin birbiri üstüne kurulduğu bir yerleşim. 5 bin yıllık süreçte 9 farklı şehir kurulmuş, savaşın geçtiği dönem ise 6. şehir ve yaklaşık olarak İ.Ö. 1250 yılları.

Şehir Büyük İskender’den, Sezar’a tarihin altın sayfalarında yer almış çok sayıda lidere ev sahipliği yapmış. Atalarının Troya Savaşından sonra Roma’ya gelip Roma İmparatorluğu’nu kuran kişiler olduğuna inanan imparatorlar, Küçük Asya ziyaretlerinde Troya’ya muhakkak uğramışlar.

Konstantin bir ara yeni başkenti için İstanbul yerine burasını düşünmüş ama sonra vazgeçmiş. İstanbul’u fethettikten sonra Troya’ya gelen Fatih ise Asyalıların Yunanlılardan intikamını asırlar sonra kendisinin aldığını söylemiş. Sonra da unutulup gitmiş Troya, insanlar bir efsane olarak bakmışlar bu isme, ta ki Schliemann adında bir adam ortaya çıkana kadar!

Tahta atın popülerliği

Troya’nın öyküsü çok büyüleyici ama şehirdeki kalıntılar özellikle Efes ve Bergama gibi ören yerlerini gördükten sonra geliyorsanız, biraz hayal kırıklığı yaratıyor. Bunu fark eden Turizm Bakanlığı 1970’li yıllarda en azından insanlar onun fotoğrafını çeksinler diye, girişe bir at dikmiş. Bana kalırsa Troya filminde kullanılan at kesinlikle daha güzel.

1996 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine alınan Troya’da yapmanız gereken hayal gücünüzü kullanmak ve baktığınız eserlerin binlerce yıldır burada olduğunu düşünmek.

5 bin yıllık evler

Troya’nın surlarından başlayıp, şehrin etrafında bir yuvarlak çizdiğinizde, değişik dönemlerden kalma yapılar karşılaşıyorsunuz. Şehirde eski bronz çağından tutun, Yunan ve Roma dönemine kadar farklı mimari tarzlarda eserler var. Schliemann’ın kazdığı yerde 5000 yıllık uzun evleri, hemen yanında 4500 yıllık şehrin giriş rampalarını görüyorsunuz. Toprağın içinde bulacağınız deniz kabukları da şehrin daha önce denize daha yakın olduğunu ve Çanakkale Boğazı’nın girişini kontrolü altında bulundurduğunu gösteriyor. Sunağın olduğu kısımda, tanrılara hayvanlar kurban edilip, seferlere öyle başlanmış. Troya’daki Odeon (Küçük Tiyatro) sağlam kalan nadir yapılar arasında veşehrin fazla nüfusa sahip olmadığının kanıtı.

DİPNOT

Yazılarımı farklı tarihlerdeki ziyaretlerimin ardından kaleme aldım. Kaçınılmaz olarak güncel birçok bilgi içeriyor ama güncel demek bugünün dünyasında hız ve değişimin eş anlamlısı. Bu nedenle yazılarımı referans alıp seyahat planı yaparken değişken bilgileri  (tarihi mekanları ziyaret, yemek ve konaklama önerileri, ulaşım bilgileri vs.) kontrol etmeyi unutmayın. Ve siz de benim gibi “bilgi paylaştıkça güzel” felsefesine inananlardansanız, yazıları zenginleştireceğini düşündüğünüz detayları iletin.

Yolunuz açık olsun, gezgin ruhunuz hiç yaşlanmasın!

  • İstanbul

    Onda yaşamak yerine onu yaşamak gereken 7 tepeli şehrin; semtlerinden müzelerine, tarihinden camilerine kadar bilinen ve bilinmeyen köşeleri…

  • Türkiye

    Binlerce yıllık kültür hazinesi, medeniyetler beşiği topraklarımızı keşfetmek için kuzeyden güneye, doğudan batıya adım adım yolculuk…

  • Avrupa

    Yılın her dönemi ziyaret edilen ışıltılı başkentler, dünya hazinelerini saklayan müzeler, zarafet ve estetiği buluşturan kültürlerden izler…

  • Amerika & Avustralya

    Her zaman merak uyandıran coğrafyalar ve mesafelere aldırmadan gitmek isteyeceğiniz şehirler…

  • Asya & Afrika

    Doğa harikalarından kültür miraslarına, şaşırtıcı geleneklerden mimari başyapıtlara kadar sayısız hazine…

  • Özel Dosyalar

    Özel günlere ilişkin öneriler, ilginç konulara ilişkin yazılar, farklı coğrafyaları bir araya getiren karma konular…

TROYA HAZİNELERİ

Antik şehrin yerini bulup ilk kazmayı sallayan ise Kaliforniya’daki “Altına Hücum” döneminde zengin olan Alman kökenli Heinrich Schliemann.  Schliemann, Homeros’un yazdıklarının gerçek olabileceğini düşünüp, Osmanlı İmparatorluğu’na geliyor. Sultan Abdülaziz’in izniyle kazılara daha doğrusu katliama başlıyor. Çünkü tek amacı var, hazineyi bulmak. Bunun için de yatay kazılar yapacağına, antik şehre tabiri caizse bodoslama dalıyor ve amacına da ulaşıyor.

Hazineyi bulduğu gün tüm işçilere izin veriyor ve karısı Sofia ile beraber bulduklarını önce Yunanistan’a götürüp, değişik ülkelere pazarlamaya çalışıyor ama sonra Alman milliyetçiliği ağır basıyor ve elindekileri Almanya’ya veriyor. 2.Dünya Savaşında kaybolan hazine 1993’de Rusya’da ortaya çıkıyor! Bugün Puşkin Müzesi’nde sergilenen tüm değerli eserlerin fotoğrafları çekilebiliyor. Ama tek yasak iki ülke arasında diplomatik krize sebep olan Troya hazinelerinde! Anlayacağınız dükkân sahibi biziz ama yavuz hırsızlar hazineyi paylaşamıyorlar.

BİLİYOR MUSUNUZ?

  • “Beware of Greeks bearing gifts” ünlü bir İngiliz atasözüdür ve Troya Savaşını kastederek “Hediye veren Yunanlılara dikkat edin” der.
  • Brad Pitt ve Eric Bana’nın başrolü paylaştığı Troy filminde kullanılan atı Çanakkale sahilinde görebilirsiniz.
  • Troya o kadar bereketli bir yer ki bugün dünyada 50 değişik müzede şehirden çıkarılanlar sergileniyor.

DAHASI VAR

Bölge hakkında daha fazlasını merak edenler “Çanakkale” yazıma göz atmayı unutmayın.


Yazıyı Paylaş :