DOUGLAS AİLESİ İSTANBUL’DA

DOUGLAS AİLESİ İSTANBUL’DA

Yazıyı Paylaş :

34 yıldır profesyonel rehberlik yapıyorum. Şimdiye dek 100’e yakın dünyaca ünlü ve etkili isme İstanbul’u gezdirdim. Devlet başkanlarından dev markaların CEO’larına, Hollywood yıldızlarından modacılara kadar çok geniş bir yelpazem var. Geçtiğimiz günlerde de Türkiye’yi defalarca ziyaret eden Oscar’lı oyuncular Michael Douglas, Catherine Zeta-Jones, çocukları Dylan ve Carys ile İstanbul turu yaptık. Aklımda tarih ve kültüre meraklı, topraklarımıza sevgi duyan bir aile olarak kalacaklar.

Balat Sokaklarını Keşif

Onlar için İstanbul’un farklı yüzlerini görebilecekleri hem şık restoranların hem ara sokakların hem çarşıların hem de sarayların atmosferini soluyabilecekleri bir program hazırladım. Rotamızda önce Fener-Balat sokakları vardı. Gezinin onlar için en rahat bölümü de burasıydı. Çünkü taktılar güneş gözlüklerini, kameralardan uzak, “Bir fotoğraf çektirelim mi” soruları olmadan keyifle dolaştılar. Eski evlerin arasından geçerken, Fener-Balat bölgesinin yüzyıllara meydan okuyan tarihini anlattım.

Fener Rum Patrikhanesi

Üç büyük dinin ibadethanelerini ziyaret ettik. Onlardan biri Fener Rum Patrikhanesi’ydi. Patrikhane, İstanbul’un fethinden sonra Çarşamba semtindeki Pammakaristos Manastırı’na taşınmış. Sonra sırasıyla Fener Vlah Sarayı Kilisesi ve Ayvansaray Ayios Dimitrios Kilisesi’ne geçen Patrikhane, 1602’de şu anda bulunduğu Aziz George Kilisesi’ne yerleşmiş. Dünyadaki Rum Ortodoks cemaati tarafından ana kilise olarak kabul ediliyor. Bugünkü haline yeniden inşa edildiği 1720’de kavuşmuş.

İstanbul’daki Bizans kiliselerinin en parlak dönemlerinde nasıl göründüğünün yansıması olan yapının en nadide parçaları arasında, 12. yüzyılda yapılan ve nadir bulunan Vaftizci Yahya’nın mozaik ikonuyla hemen yanındaki Panagia Pammakaristos’u tasvir eden mozaik ikon var. Dünyada benzerine az rastlanan bu iki mozaik ikon arasında, Hz. İsa’nın bağlanarak kırbaçlandığına inanılan sütun duruyor.

Süleymaniye Camii

Bir diğer önemli noktamız Süleymaniye Camii oldu. Süleymaniye Camii, dıştan bakıldığında görkemli ve heybetli ama detaylarına inildiğinde sade bir yapı… Onlar da bu muhteşem mimariye hayran kaldı. Gezerken hem Mimar Sinan’dan hem de Süleymaniye’de taşlara işlenen detaylardan bahsettim. Yedi tepeli İstanbul’un üçüncü tepesinde yer alan camideki dört minare Kanuni’nin fetihten sonra tahta geçen dördüncü padişah olmasına atıf. 10 şerefeyse 10’uncu padişah oluşuna… Minareler avlunun dört köşesine yerleştirilmiş. İkisi 76 metre, diğer ikisi 56 metre yükseklikte. 50 metre yüksekliğindeki kubbeyle şehrin izdüşümünün yaratılmasına katkıda bulunmuş Sinan.

Kuzguncuk

Gezi, 1878’de yapılan, Kuzguncuk’un İcadiye Caddesi’ndeki Bet Yaakov Sinagogu’nda devam etti. Kuzguncuk’un olduğu bölge geçmişte Yahudiler tarafından ‘Kutsal topraklara gitmeden önceki son durak’ kabul edilmiş. Hatta yolculuğu bitiremeyen ve kutsal topraklara varamadan yaşamını yitirenler, buraya gömülmeyi vasiyet etmiş. 15’inci yüzyılda İspanya’dan kaçan Yahudiler yerleşmiş, 17’nci yüzyıla gelindiğinde artık bir Yahudi köyü halini almış. Belki de bu yüzden ‘Küçük Kudüs’ adı verilmiş.

Sinagog ziyaretinin ardından tekrar Avrupa Yakası’na döndük. Rotamızda Şerefiye Sarnıcı, Topkapı Sarayı, Mısır Çarşısı ve Ayasofya vardı. Teknede Boğaz’ın güzelliğine bir kez daha şahit oldular.

Ayasofya’nın Büyüsü

Douglas Ailesi’yle akşam saatlerinde Ayasofya’yı gezerek kapanışı yaptık. Zaten en çok etkilendikleri yer de bu eşsiz yapı oldu. Tasvirleri ve öykülerini anlatınca, ilgileri daha da arttı. Ayasofya için “Dünyanın en görkemli mimari yapılarından biri” dediler. Ayasofya gezimizin sonunda, İstanbul hep yanlarında olsun diye yeni kitabım ‘Havadan İstanbul’u hediye ettim. Yazıları anlamasalar da fotoğraflara hayran kaldılar. Şubat ayında kitabın İngilizcesinin çıkacağını söylediğimde ev adreslerini verip mutlaka okumak istediklerini söylediler. Haliyle İngilizce kitabın ilk gideceği yerlerden biri belli oldu.

DİPNOT

Yazılarımı farklı tarihlerdeki ziyaretlerimin ardından kaleme aldım. Kaçınılmaz olarak güncel birçok bilgi içeriyor ama güncel demek bugünün dünyasında hız ve değişimin eş anlamlısı. Bu nedenle yazılarımı referans alıp seyahat planı yaparken değişken bilgileri  (tarihi mekanları ziyaret, yemek ve konaklama önerileri, ulaşım bilgileri vs.) kontrol etmeyi unutmayın. Ve siz de benim gibi “bilgi paylaştıkça güzel” felsefesine inananlardansanız, yazıları zenginleştireceğini düşündüğünüz detayları iletin.

Yolunuz açık olsun, gezgin ruhunuz hiç yaşlanmasın!

  • İstanbul

    Onda yaşamak yerine onu yaşamak gereken 7 tepeli şehrin; semtlerinden müzelerine, tarihinden camilerine kadar bilinen ve bilinmeyen köşeleri…

  • Türkiye

    Binlerce yıllık kültür hazinesi, medeniyetler beşiği topraklarımızı keşfetmek için kuzeyden güneye, doğudan batıya adım adım yolculuk…

  • Avrupa

    Yılın her dönemi ziyaret edilen ışıltılı başkentler, dünya hazinelerini saklayan müzeler, zarafet ve estetiği buluşturan kültürlerden izler…

  • Amerika & Avustralya

    Her zaman merak uyandıran coğrafyalar ve mesafelere aldırmadan gitmek isteyeceğiniz şehirler…

  • Asya & Afrika

    Doğa harikalarından kültür miraslarına, şaşırtıcı geleneklerden mimari başyapıtlara kadar sayısız hazine…

  • Özel Dosyalar

    Özel günlere ilişkin öneriler, ilginç konulara ilişkin yazılar, farklı coğrafyaları bir araya getiren karma konular…

İstanbul'da Yaşıyor Gibiler

Michael Douglas ve Catherine Zeta-Jones çifti, çocukları Dylan ve Carys ile dünya turuna çıktı. Botsvana’dan Hindistan’a, Mozambik’ten Tanzanya’ya kadar birçok yeri gezip; noktayı da İstanbul’da koydular. Tarihe, kültüre çok meraklı ve pozitif bir aile. Çocuklarını çok iyi yetiştirmişler. Oğulları Dylan tarih okuyor. Michael Douglas da Türkiye’yi yakından takip ediyor. Güncel gelişmelerin tümüne o kadar hâkim ki sohbet ederken sanki İstanbul’da yaşıyor diye düşündüm.

Türkiye’ye ilk gelişleri değil. Defalarca ziyaret etmişler. Seviyorlar bu toprakları. İstanbul’u, Antalya ve Bodrum’u gezmişler. Göbeklitepe ve Kapadokya’yı da çok merak ediyorlar; bir dahaki gelişleri için rotayı bu iki yere çizdiler. Catherine Zeta-Jones 20’li yaşlarında bir film çekimi için gelmiş ve bayılmış ülkemize. Ayağını da kesmemiş ondan sonra. Birlikte gezdiğimiz her adım için şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bu topraklara bayılıyorlar!


Yazıyı Paylaş :