BOZCAADA

BOZCAADA

Yazıyı Paylaş :

Şehrin karmaşasından uzaklaşmak için hem kafa dinleyecek hem de tarih, doğa ve gastronominin oluşturduğu mutluluk üçgeninde keyif yapmak için en güzel noktalardan biri Bozcaada. İster uzun kalmaya ister hafta sonu kaçamağına gidebilirsiniz.

Bozcaada’da feribottan iner inmez solunuzda deniz restoranlarının çevrelediği şirin bir liman yer alırken sağınızda muhteşem bir kale yükseliyor. Yürümeye devam ettiğinizde ise birkaç dakika içinde kendinizi bir Osmanlı-Rum kasabasının dar arka sokaklarında kaybolmuş olarak buluyorsunuz. Eskiye dair pek çok şeyin kaybolmadığını görmekse sizi adaya bağlayan bir başka unsur haline geliveriyor.

Adalı Rumlar

Hem Bozcaada hem de Gökçeada geçmişte büyük bir Rum nüfusun yaşadığı yerler olmuş. Bu Rum nüfus Kurtuluş Savaşı’nın 1923’te Lozan Antlaşması’yla sona ermesinden sonra Yunanistan ve Türkiye arasındaki mübadeleden muaf tutulmuşlar. Bir süre için hayat savaştan önceki gibi devam etmiş ancak 1937’de adaların yeniden silahlandırılmaya başlamasıyla Rumlar da ayrılmaya başlamışlar.

Mitolojik adı Tenedos

İlk çağlarda Bozcaada adını mitolojideki Tenes’ten almış ve Tenedos olarak isimlendirilmiş. UNESCO Dünya Kültürel Mirası listesindeki Troya’ya yakın olması burayı cazip hale getiren nedenlerin arasında sayılabilir. Tenedos aynı zamanda Yunan askerlerinin geri çekilip 10 yıllık Troya Savaşı’nı bitirmek için hile yapmaya karar verdikleri yer.

Fenikelilerden Fatih’e

Bozcaada Kalesi’nin yapımının Fenikeliler zamanına kadar uzandığı sanılıyor. Bugünkü haliyle inşası ise Fatih Sultan Mehmet zamanında gerçekleşmiş. 1815’te, Sultan Mahmut zamanında da onarılmış. Son yıllarda yapılan ışıklandırma çalışması çok başarılı. Kale içinde küçük bir müze de var; amforalar dikkat çekici.

Üzüm cenneti

Bozcaada ilkçağdan beri üzüm ve şarabıyla tanınıyor. Bugün de bu haklı şöhret geçerli; topraklarının çoğu üzüm bağlarıyla kaplı. Adada hep bir tatlı esinti var, üzümlerinin lezzetinin bu nemli rüzgarla geldiği söyleniyor. Evliya Çelebi bile ünlü Seyahatname’sinde, Bozcaada’yı “dünyanın en güzel çavuş üzümlerinin yetiştiği yer” olarak anlatmış.

Şehirden adaya göç

Bozcaada’ya son yıllarda yoğun göç olmuş. Şehir hayatına “tövbe eden” beyaz yakalılar mesken tuttu adayı. Ama uyum sağlamışlar. Adayı kendilerine benzetmek yerine onlar adalılara benzemişler; en güzeli de bu!

Plajını seç

Adayı dört bir yandan çevreleyen onlarca güzel koy ve plaj sonbaharda serin suları ile sizi kendine çağıracak. Salhane ve Liman (kale önü) dışındaki tüm plajlar ve koylar araba ile 15 dakika mesafede. Dilerseniz merkezden kalkan dolmuşlar ile pek çoğuna ulaşabiliyorsunuz. En güzel plajlar; Habbele, Sulu Bahçe, Ayazma, Akvaryum Koyu, Beylik, Arkadeniz, Çayır, Ayana Koyu ve Tuz Burnu. Ayazma’dan biraz ilerideki Mermer Burnu’na da gidin. Harika bir koy ve mermerden kütlelerle kaplı.

Ne zaman gitmeli?

Yaz aylarında ve bayram tatillerinde İstanbul’dan bir farkı yok gibi… Ama ilkbahar ya da sonbaharda giderseniz, işte o zaman adanın tadı bambaşka. Kapı önüne minder atıp sohbete dalan adalılarla selamlaşır, rüzgârın tatlı tatlı saçınızı karıştırdığı huzurlu bir molaya bırakırsınız kendinizi. Deniz ağustosta bile soğuk. O yüzden tahmin edeceğiniz gibi bahar aylarında denize girmek cesaret işi. Ama plajlarda keyif yapmak için engel yok.

Ne yemeli?

Bolca balık ve deniz ürünü var. Özellikle sardalye köftesi ve asma yaprağında sardalye denenmeli. Mevsim balıklarının buğulaması, ızgarası veya tavası çok başarılı. “Kulfada köftesi” diye, kayalara yapışık bir deniz hayvanından yapılan bir tür köfte var. Kahvaltıda çeşit çeşit reçeller çıkacak önünüze doyasıya yiyin. Sakızlı ve bademli kurabiyelerden tatmadan dönerseniz ayıp edersiniz. Bu arada söylemedi demeyin, yaz aylarında fiyatlar İstanbul’un şık lokantaları ile yarışır.Aklınızda olsun Bozcaada lezzetlerine özgü bir de festival var. Türk-Rum kültürünün birbirine karıştığı ada mutfağına sahip çıkmak için her yıl Bozcaada Yerel Tatlar Festivali yapılıyor. Adalılar kendi hazırladıkları yemekleri sunuyorlar.

DİPNOT

Yazılarımı farklı tarihlerdeki ziyaretlerimin ardından kaleme aldım. Kaçınılmaz olarak güncel birçok bilgi içeriyor ama güncel demek bugünün dünyasında hız ve değişimin eş anlamlısı. Bu nedenle yazılarımı referans alıp seyahat planı yaparken değişken bilgileri  (tarihi mekanları ziyaret, yemek ve konaklama önerileri, ulaşım bilgileri vs.) kontrol etmeyi unutmayın. Ve siz de benim gibi “bilgi paylaştıkça güzel” felsefesine inananlardansanız, yazıları zenginleştireceğini düşündüğünüz detayları iletin.

Yolunuz açık olsun, gezgin ruhunuz hiç yaşlanmasın!

  • İstanbul

    Onda yaşamak yerine onu yaşamak gereken 7 tepeli şehrin; semtlerinden müzelerine, tarihinden camilerine kadar bilinen ve bilinmeyen köşeleri…

  • Türkiye

    Binlerce yıllık kültür hazinesi, medeniyetler beşiği topraklarımızı keşfetmek için kuzeyden güneye, doğudan batıya adım adım yolculuk…

  • Avrupa

    Yılın her dönemi ziyaret edilen ışıltılı başkentler, dünya hazinelerini saklayan müzeler, zarafet ve estetiği buluşturan kültürlerden izler…

  • Amerika & Avustralya

    Her zaman merak uyandıran coğrafyalar ve mesafelere aldırmadan gitmek isteyeceğiniz şehirler…

  • Asya & Afrika

    Doğa harikalarından kültür miraslarına, şaşırtıcı geleneklerden mimari başyapıtlara kadar sayısız hazine…

  • Özel Dosyalar

    Özel günlere ilişkin öneriler, ilginç konulara ilişkin yazılar, farklı coğrafyaları bir araya getiren karma konular…

TASARIM YÜKSELİŞTE

Her geçen yaz, tıpkı gusto sahibi Yunan ya da İtalyan adalarında olduğu gibi Bozcaada’ya da birbirinden hoş, stil sahibi dükkânlar açılıyor. Seyahati bu yüzden sevenler varsa, adaya uğramalı.

DAHASI VAR

Bölge hakkında daha fazlasını merak edenler “Çanakkale” ve “Troya” yazılarıma göz atmayı unutmayın.


Yazıyı Paylaş :