BOLU

BOLU

Yazıyı Paylaş :

Uluslararası işaret sistemi ile belirlenmiş farklı zorluk derecelerine sahip Türkiye’nin en uzun yürüyüş rotaları onda. Kamp atılacak onlarca nokta, doyumsuz fotoğraf köşeleri, doğayla aşk tazeleme durakları onda. Ünü ülke sınırlarını çoktan aşan aşçılar ve lezzetiyle parmaklarınızı tehlikeye atacak yemekler onda. Büyük şehir insanlarının bol oksijen ve alabildiğine yeşile en rahat kavuşacağı konum onda. Aslında anladınız; bu cümlelerin tümü Bolu için…

Çoğunlukla günübirlik gezi rotası olarak düşünülür oysa yetmesi mümkün değil. Doğasıyla, tarihiyle, gastronomi kültürüyle tam anlamıyla keşfetmek isterseniz Bolu’yu, günlere ihtiyacınız var. Ama şanslısınız ki yılın bir dönemi değil 12 ayı gidilebilen, her mevsimi kendine yakıştırmayı bilen bir şehir. Bolu’da ne yapalım, nereye gidelim diyenler; aşağıdaki yol haritası size gelsin.

Abant’ta Ruhunuzu Dinlendirin

Bolu’nun hatta belki Karadeniz’in simgelerinden biri Abant. Bolu merkeze sadece 35 km uzaklıkta. Çevresi 8 kilometre olan gölün kenarında yürüyüş yapabilirsiniz. Her yan ağaçlar, kuş sesleri ve tertemiz havayla dolu; çekin içinize. Ara ara tıkır tıkır yaklaşan faytonun sesine kulak verin. Yıl boyunca rengarenk; ister bembeyaz kar örtüsü, ister doğanın yemyeşil uyanışı ve onun eşlikçisi kır çiçekleri, ister sarı-kızıl bir sonbahar… Ne zaman giderseniz gidin ayrı bir büyüsü var. Parkın girişinde kurulan köylü pazarından yöresel ürünler almayı ihmal etmeyin.

Gölcük’te Kendi Masalınızı Yazın

Zaman zaman Abant’la karıştırılan Gölcük, aslında suni olarak yapılmış. Ormanın içinde bir masal dünyasına girmişsiniz gibi karşılıyor sizi. Bolu’ya uzaklığı sadece 13 km. Etrafını saran göknarlar ve çamlarla ilkbahar, sonbahar, kış farketmeksizin her daim ayrı güzel.

Yedigöller’de Kamp Atın

Özellikle sonbahar görüntüleriyle hafızalara kazınan Yedigöller Milli Parkı’nın yakışmadığı ay yok. Bolu’nun 42 km kuzeyindeki bu doğa harikası 1965’ten bu yana milli park statüsüne sahip. 1642 hektar büyüklüğün içinde 15 tür ağaç ve yaklaşık 300 bitki çeşidi yaşıyor. Bölgedeki kuş türü sayısı ise 100’ün üzerinde. Adını aldığı üzere içinde 7 ayrı göl var; Büyükgöl, Seringöl, Deringöl, Nazlıgöl, Küçükgöl, İncegöl ve Sazlıgöl. Büyükgöl’ün bir özelliği alabalık yetiştiriciliğinin beşiği olması. Türkiye’nin ilk alabalık üretme istasyonu 1969 yılında burada kurulmuş. Bu arada parkın içinde Bizans dönemine ait buluntulara rastlandı. Yani bu muhteşem doğanın büyüsüne kapılanların tarihi çok eskiye gidiyor. Yedigöller’e gittiğinizde izin verilen alanlarda kamp kurabilirsiniz. Kapankaya’dan manzarayı izlemenin doyumsuz tadını yaşayabilir, isterseniz seyahatinize ilginç bir anı eklemek için geyik üretme istasyonunu ziyaret edebilirsiniz.

Göller Arasında Mekik Dokuyun

Bolu tam bir göller cenneti. Sadece Abant, Yedigöller ve Gölcük ile sınırlı olduğunu sanmayın; daha birçok adres var. Eğer vakit buldukça doğayla baş başa kalmayı sevenlerdenseniz; Çayköy, Şirinyazı ve Aladağ göletleri ile Karagöl, Çubuk, Karamurat, Yeniçağa, Sülüklü ve Sünnet gölleri de listenizde olmalı. Sünnet Gölü, Göynük’ün 27 km. doğusunda; balık avlamak da serbest. Sülüklü Göl ise yaklaşık 300 milyon yıl önce heyelanla oluşmuş. Koruma altına alındığı için diğerlerinden daha farklı, el değmemiş bir doğası var. Eskiden gölde yaşayan sülüklerden almış ismini ama günümüzde yoklar.

Göynük’te Zamanı Yavaşlatın

Dünya Sakin Şehirler Ağı olan “Cittaslow” zincirine kısa süre önce Göynük de katıldı. Bu unvanı alabilmek için gerekli 70 uluslararası kritere sahip olan bu eski Osmanlı kenti, yerli turistin olduğu kadar yabancı konukların da ilgi odağı. Yüzyıllardır ayakta duran konaklar, Cumhuriyetin ilk yıllarında inşa edilen Zafer Kulesi ve sakinliğin başrolde olduğu Göynük sokaklarında dolaşmak, bilmediğiniz zamanlarda soluk almak gibi… Manevi değeri de ziyaretçilerin en önemli geliş  nedenlerin biri çünkü Akşemseddin’in türbesi burada. Sadece bir din alimi değil tıp bilgini de olan Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemseddin’in türbesi1459’da Fatih tarafından yaptırılmış. Gazi Süleyman Paşa Camii’nin avlusundaki türbe, her yıl binlerce ziyaretçi alıyor.

Köylerdeki Sadelikle  Arının

Abant-Mudurnu yolunda kısa araba yolculuklarıyla ulaşacağınız köyler var. Tahta ve kerpiçin yıllara meydan okuduğu çok güzel evlerle ve bugünün dünyasının yüz yüze iletişimdeki sınıfta kalışlarına meydan okuyan sıcacık insanlarla karşılaşabilirsiniz. Eğer bu tür yolculuklara ve doğal yaşam hallerini fotoğraflamaya meraklıysanız; Çetmi, Sarıyer, Samat, Çay, Alput, Alahna, Delce, Sürmeli, Örencik köylerini de ziyaret edebilirsiniz. Etrafınızı saran sadelik ve sahilik iyi gelecek ruhunuza.

Eski Evler Arasında Düne Gidin

Bolu eski evler için tam bir cennet. Merkezde 32, Göynük’te 114, Kıbrıscık’ta 2, Mengen’de 3, Mudurnu’da 207 ve Yeniçağa’da 2 olmak üzere toplam 360 adet tarihi eve sahip. Bir bölümü restorasyondan geçirilmiş, kalanı için çalışma devam ediyor. Özellikle Mudurnu’daki evler 20. yüzyıl sivil mimarisi örnekleri olarak çok önemli. Armutçular Konağı, Keyvanlar Konağı, Kazanlar Konağı, Yarışkaşı Konağı ve Hacı Abdullahlar Konağı gezebileceğiniz örnekler.

Tarihin İzini Sürün

1750 yılından kalma Aşağı Han, 1804 yılında yaptırılan Yukarı Taşhan ile 19. yüzyıldan kalma Tüccar Han şehirdeki tarihi miraslardan. Tüccar Han’a giderseniz doğu cephesinin iki yanındaki orta pencerelerin altında haç işaretine ve Maşallah yazısına dikkat edin. Merkezdeki Köprücüler Köyü’nde, Gerede’deki Çoğullu Köyü’nde ve Mudurnu’da ise tarihi köprüleri görebilirsiniz. Kentin küçük de bir müzesi var, sadece iki salondan oluşuyor. Beklentinizi yükseltmeyin, zamanınız bolsa gidebilirsiniz.  16. yüzyıldan kalan Kadı Camii ve Mimar Sinan’ın yaptığı Saraçhane Camii görülmeye değer.

Yayla Havası Alın

Bolu’daki yayla sayısı yaklaşık 400. Aslında yayla turizmi ve doğa turları açısından ülkemizde potansiyeli en yüksek iller arasında. Çünkü doğu Karadeniz’deki yaylara ulaşım birçok kişi için zor hatta cayma nedeni. Ama Bolu hem doğal güzelliği hem merkeziliği nedeniyle daha cazip. Zaten bunun farkındalığıyla son yıllarda yayla turizminin geliştirilmesi adına yoğun emek harcanıyor. Aladağ, Sarıalan, Kızık, At, Gerede, Göynük, Kıbrısçık, Mengen ve Mudurnu yaylaları öne çıkanlar.

Bolu’nun Pamukkale’siyle Tanışın

Akkaya Travertenleri’ni duydunuz mu? Bolu’nun sakladığı doğa harikalarından biri. “Bolu’nun Pamukkalesi” olarak anılar travertenler, Mudurnu yolu üzerinde çıkacak karşınıza.  Özellikleri ve kapladığı alan itibariyle Pamukkale ile kıyaslanmaktan uzak ama siz yine de görmeden geçmeyin; bembeyaz travertenlerin yemyeşil doğa ile bütünleşmesi harika.

DİPNOT

Yazılarımı farklı tarihlerdeki ziyaretlerimin ardından kaleme aldım. Kaçınılmaz olarak güncel birçok bilgi içeriyor ama güncel demek bugünün dünyasında hız ve değişimin eş anlamlısı. Bu nedenle yazılarımı referans alıp seyahat planı yaparken değişken bilgileri  (tarihi mekanları ziyaret, yemek ve konaklama önerileri, ulaşım bilgileri vs.) kontrol etmeyi unutmayın. Ve siz de benim gibi “bilgi paylaştıkça güzel” felsefesine inananlardansanız, yazıları zenginleştireceğini düşündüğünüz detayları iletin.

Yolunuz açık olsun, gezgin ruhunuz hiç yaşlanmasın!

  • İstanbul

    Onda yaşamak yerine onu yaşamak gereken 7 tepeli şehrin; semtlerinden müzelerine, tarihinden camilerine kadar bilinen ve bilinmeyen köşeleri…

  • Türkiye

    Binlerce yıllık kültür hazinesi, medeniyetler beşiği topraklarımızı keşfetmek için kuzeyden güneye, doğudan batıya adım adım yolculuk…

  • Avrupa

    Yılın her dönemi ziyaret edilen ışıltılı başkentler, dünya hazinelerini saklayan müzeler, zarafet ve estetiği buluşturan kültürlerden izler…

  • Amerika & Avustralya

    Her zaman merak uyandıran coğrafyalar ve mesafelere aldırmadan gitmek isteyeceğiniz şehirler…

  • Asya & Afrika

    Doğa harikalarından kültür miraslarına, şaşırtıcı geleneklerden mimari başyapıtlara kadar sayısız hazine…

  • Özel Dosyalar

    Özel günlere ilişkin öneriler, ilginç konulara ilişkin yazılar, farklı coğrafyaları bir araya getiren karma konular…

BOLU MUTFAĞI

Bolu denince akla ilk gelen şeylerden biri mutfağı ve maharetli aşçıları… Özellikle Mengen’in ünü ülke sınırlarını aşmış durumda. Mengenli aşçıların maharetli ellerinden çıkan yemekler geçmişte sarayın gözdesiymiş. Osmanlı mutfağının birçok lezzetinde onların imzası var. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aşçısı da yine Mengenliymiş. Her yıl eylül ayında Mengen’de Türkiye’nin ilk Aşçılık Festivali düzenleniyor. Bolu’nun meşhur lezzetlerinden birkaçını sıralamak gerekirse; sebze soslu Bolu köftesi, keşli cevizli erişte, Göynük mantısı, tahinli pide, Mudurnu’nun tavukları, Bolu tarhanası…


Yazıyı Paylaş :